6 Aralık 2016 Salı 2 comments

Maastricht Günlükleri 4 - Retrospektif Sorunlar

Herkese merhaba. Şu yazıda size çözülünce anlatacağım problemlerden bahsedeceğimi söylemiştim. Çok şükür çözüldü ve bu yazıya çok şükür diyerek başlıyorum. 

Buradaki ikinci ayımda bana kamyon çarptı. Etkilendiniz mi? Çarpıcı bir giriş yapayım dedim. Ve şaka yapmıyorum. Anlatıyorum. Benim günlerimi eşimin ofisinde geçirdiğim zamanlardı. Kendi bilgisayarımı ofise götürüyor, evde ne yapacaksam bir iş ortamında yapmış oluyordum. Sınırsız kahve de cabası. Güzel günlerdi. O gün sabah erkenden toplantısı olduğu için eşim erken çıktı ben de ağır ağır hazırlanıp birkaç saat sonra arkasından çıktım. Ulaşım aracım çoğu Hollandalınınki gibi bisikletti. Buradaki ilk günlerimde trafikten biraz çekiniyordum açıkçası, ışıklar, kavşaklar vesaire bana çok karışık geliyordu ama iki haftada üzerimdeki acemiliği attım, çok zor olmadı. Tüm şoförler bisikletlilere yol veriyor, kavşaklarda karşıya geçene kadar sabırla bekliyorlardı filan. Işıklar doğruydu. Sorun yoktu. Ya da ben öyle sanıyordum.

 Neyse işte yine yollara ve şoförlere güvenerek bisiklet sürerken eşimin iş yerine giden son kavşağa girdiğim gibi kendimi yerde bulmam bir oldu. Soldan gelen bir kamyon, hadi kamyonet diyelim geldiğini görmüştüm ama öncelik benimdi ve arabalar o noktada durup bisikletlilerin geçmesini beklerdi. Ben de duracak sandım ve hiç tereddüt etmeden sürmeye devam ettim. Bana çarptığında inanamadım, nasıl olur ya nasıl durmaz diye düşünüyordum. Hatta abartıp kesin bile bile üstüme sürdü vay ırkçı vay diye aklımdan geçmedi değil. Yere düşünce tüm Türk genlerimle yerden beri şoföre el kol hareketi yaptım sen hayırdır bakışlarım eşliğinde. Hehehe anlatınca komik ama baya sinirlenmiştim. Tabi ne kadar hasar olduğundan haberim yok. Ellerim mellerim acıyor. Hatta bir tanesi fena titriyordu. 

Bir adam hemen geldi başıma bana Felemenkçe beni anlıyor musun diyor, bilincimi kontrol etmek amaçlı. Ben de ben İngilizce konuşuyorum filan demeye çalışıyorum. Neyse tuttular elimden kaldırdılar. Şoför indi birsürü özür diledi. Meğerse beni görmemiş, kör noktama denk geldi filan dedi. Ben öyle mi tamam hadi eyvallah diye gitmek peşindeyim. Hiç sevmedim o kadar ilgiyi. Bana kalsa öylece yürüyüp gidecektim, belki bisikleti de orada bırakırdım. Ama bilincimi kontrol eden adamın bu arada ismi Richard ben görgü tanığıyım sana yardım edeceğim diyerek sonuna kadar yanımda durması sayesinde büyük bir zarardan kurtuldum. Baktım mesele uzuyor, eşimi aradım hemen geldi yanıma. Bisikletimi kontrol ettiler hemen, epey bir yamulmuş. Biraz uğraştılar düzeltmeye olmadı. Jant mant gitmiş. Tutanak tutacağız dediler. Kamyonu süren adamın arabasında yokmuş, Richard kendi arabasından aldı getirdi tutanağı. Ben tabi hiçbir şey anlamıyorum. Dosya tamamen Felemenkçe. Benim yerime formu doldurdu, isim adres yerini bile. Sonra dosyadaki her şeyi teker teker anlattı. 

Kamyonet bir lojistik firmasının aracı, firmanın patronu polisin de olaya dahil olmasını istemiş. Birkaç dakika sonra iki polis gelip bana ne olduğunu sordu. Onlara ne olduğunu anlattım vesaire derken sırt çantama bakmak kimsenin aklına gelmedi. Halbuki içinde bilgisayarım var. Olay dağılmadan Richard bana telefon numarasını verdi eğer kendini kötü hissedersen, başın ağrırsa ya da başka bir şey için ihtiyacın olursa bana haber ver dedi. Teşekkür edip ayrıldık. 

Eşimin ofisine gittik ve o anda hangimizin hatırlamıyorum aklına bilgisayarım geldi. Bir açıp baktım ki ekranı çatlamış, kenarı kırılmış. Açılıyor ama ekranda kıpraşan renkli çizgilerden dolayı bir şey görünmüyor. Durum fena. Hemen Richard'ı aradım, ne yapmam lazım diye. Çünkü bir şey bildiğim yok bu prosedürler hakkında. O da şoförü aramamı söyledi. Bir de ben IT departmanında çalışıyorum, eğer bilgisayarındaki dosyaları kurtarman gerekiyorsa sana yardımcı olurum dedi. Sonra da onu durumdan haberdar etmemi söyledi. Resmen Hızır'a denk gelmişim yani. Neyse. Şoförü aradım, yoldaydı ve acayip gürültülüydü ben seni sonra arayayım dedi. Bu sefer onların sigorta şirketini aramamızı söyledi iş yerinden birileri. Sigorta da lojistik firmasını arayın dedi. Resmen kara cahiliz bu konuda yani. Neyse lojistik firması laptopun fotoğraflarını istedi, gönderdik. Tamam biz halledeceğiz dediler. Deyiş o deyiş. 

Haftalardır ses seda çıkmadı. Bisikletin aciliyeti vardı malum, onu aldığımız yerde hemen tamir ettirmiştik. Dell'i aradık, ama malum dilimiz de yok bizi tamam sizi yetkili kişiye bağlıyorum deyip bir saat hatta beklettiler. Ertesi gün yine aradık ve yine aynısı oldu. Oradan umudu kesince başka tamirci aradık ama bulamadık. Bunun için de Richard'ı aradım, resmen tüm nazımızı çekti adam. O da bilmiyormuş bir yer ama araştırıp sana söyleyeyim dedi. Sonra birilerine filan sormuş bize bir yer tavsiye etti. Biz de oraya gitmeden dosyaları kurtaralım dedik, fellik fellik hdmi kablosu arıyoruz. Bilgisayarı bir monitöre bağlayacağız planımız bu. En sonunda bulduk birilerinden ödünç aldık. Amaa iş yerindeki hiçbir monitörde hdmi girişi yook. Benim bilgisayarın başka çıkışı da yok. Ara adaptör de bulamadık. En sonunda Richard'tan yardım istedik. YİNE. Bende fazla monitör var nerede oturuyorsunuz dedi. Sonra hop elinde monitörle çıktı geldi. 

Monitör birkaç gün bizde kaldı. Richard'ı bir de monitörü geri alması için aradık. Çay ikram ettik. Ama bu kadar iyiliğin üstüne ne yapacağımızı bilemez halde iki büklüm olduk. O zaman bu bilgisayar işini halledelim sonra da yemeğe çağıralım ailesiyle beraber dedik. 

Bilgisayar mevzusu epey uzun. Şehir dışında olduğu için postayla bilgisayarı gönderdik. Bize fiyat çıkartacaklardı. Bir iş günü oldu on iş günü. Ses soluk yok. Bu arada burada bir Türk aile bize göz kulak oluyor, onlara anlattık başımıza gelenleri. Hiç tamirle uğraşmayın, yeni bilgisayar isteme hakkınız var dediler. Sonuçta garantisi hala devam eden gıcır gıcır bir laptop, kesinlikle yeni bilgisayar isteyin dediler. Emin olamadık epey kişiye sorduk, Reddit'lere yazdık derken bu konuda bir görüş birliğine varamadık. Kimi yeni bilgisayar alabileceğimizi söyledi kimi tamir ettirmek zorunda olduğumuzu. Tamir edilince yetkili bir servise tamir ettirmediğimiz için garantisi geçersiz kalacak, bir de ince aksam sonuçta, nerede ne kadar sorun olduğu öyle hemen anlaşılmaz. Tamir oldu diye alırım bilgisayarı bir hafta sonra elimde kalır. Böyle düşünceler içinde şansımızı deneyelim, yeni laptop isteyelim dedik. 

Bize açıklamasız "yeni laptop olmaz" dedikleri gibi laptop'u bizim anlaşmalı olduğumuz tamirciye göndermelisiniz dedi sigorta şirketi. Taa ne zaman sonra. Biz çoktan tamir için başka bir yere göndermişiz. Hemen apar topar geri istedik tamirciden. Onlar da zaten daha fiyat bile çıkartamamıştı, gönderdiler vakit geçmeden. Buradaki Türk ailenin kızına sigorta şirketini arattık, bu garanti meselelerini anlattırdık, onların tamircisinde tamir ettirmek istemediğimizi söyledik. En sonunda tamam siz Dell'e gönderin, tamir fiyatını bize söyleyin uygun bulursak oraya tamir ettirelim dediler. Büyük lütuf. Bu arada sigorta şirketinin bize olan tavrına eşim sinir oldu ve gemi azıya aldı. Hem geç cevap veriyorlar, hem doğru düzgün açıklama yapmıyorlar, hem de isteklerimizi zerre kale almıyorlardı. Sinir bozucu bir durumdu velhasılı. Ve buradaki Türklerden avukata gidin tavsiyesi aldık. Burada bir Türk avukat varmış, eğer davasız çözülebilecek bir olaysa ücret almıyormuş. Sağolsun bize de çok yardımcı oldu. 

Avukatın dava tehditlerine rağmen süreci sündürdükçe sündürdüler. Ona bile beş altı gün sonra cevap veriyorlardı, bu rahatlık nereden geliyorsa. Avukat sayesinde olaydan iki ay sonra laptopun ve bisikletin tamir ücretini alabildik. Ama dava açılsaydı ne yapardık bilmiyorduk, içimizde inceden bir korku vardı olayların daha yokuşa sürüleceğine dair. Çok şükür halloldu.

Yeni bilgisayar aldık, bize ödedikleri tam ücreti değildi, çünkü kullanma payı filan mevzuları. Yine zararda sayılırız ama benim de bir yıl içinde ikinci sıfır bilgisayarım oluyor. Türkiye'den aldık burada muadilini veya daha iyisini bulamadığımız için. Şu an annemlerin evinde sakin sakin beni bekliyor. Aralığın sonuna doğru da memlekete yolculuk var. Kırismıs breyk yehhu.

Öyle işte. Baya vaktimizi alan huzursuz edici bir problemdi bu bizim için. Hallettik çok şükür. Bir de kombi mevzusu vardı, o da epey uzun ama o da halloldu, başka zaman yazarım belki. Bu yazıyı burada bitireyim. Kıssadan hisse: insanın iyisi de var kötüsü de. 
  

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;