23 Temmuz 2016 Cumartesi

Maastricht Günlükleri 1

   Merhaba. Hevesimi alana kadar yeni taşındığım Maastricht şehrindeki hayatımı anlatacağım. Söz uçar yazı kalır, bunlar da kalsın buralarda.


   En önce Maastricht'ten de önce hızlı bir özet geçeyim. Malumunuz 15 temmuzdaki darbe girişiminin hemen ertesi günü düğünümüz vardı. Biz tarihimizi sekiz dokuz ay önceden almıştık ama darbecilerin son anda seçtiği tarih, düğünün iptaline kadar olan bir ihtimaller silsilesine neden olmuştu. Dini nikahımız kıyılmadan on beş dakika önce f16'lar havada fink atmaya başlayınca ve telefonuma üst üste iyi misin mesajları gelmeye başlayınca ve annemlerin telefonları zırıl zırıl çalmaya başlayınca bir şeylerin yanlış gittiğini anladık. Alelacele nikahı kıydık ve Allah Allah neler oluyor acaba düşünceleriyle televizyonlara koştuk. Düşününce hala akılalmaz geliyor yaşadıklarımız. Nasıl olabilir, bu devirde nasıl olabilir deyip duruyorduk. Basbayağı oluyormuş. Tabi bir yandan vatan elden gidiyor, bir yandan da kasap et derdinde misali bizim düğün yalan olacak, havaalanları kapalı hollanda vizemin bitmesine bir hafta kalmış, kaldık burada gibi hissiyatlar içinde çıldırmamak için a haberin toz pembe haberlerini izliyordum. Bu bir darbe girişimi kalkışımıdır gibi yumuşatılmış ifadelerin gerçekçiliğini sorgulamaktan çekiniyordum, ta ki babamlar kalkın gidiyoruz diyene kadar. Düğünüm olduğu için beni götürmediler, olaya bakın. Aman gelin ölmesin ama annesi, babası, kız kardeşi ve erkek kardeşi düğünden önceki gece ölebilir, sorun değil. Her neyse, onlar gittikten sonra haber alabileceğim tüm kaynakları seferber ederek bilgisayar karşısında yaş sümük gelmelerini bekledim. Çok şükür sağ salim döndüler, onlar döndükten hemen sonra gittikleri yerin helikopterle tarandığı haberini aldık. Allah ölenlerin şehadetlerini kabul etsin.
   Gece boyunca haberleri takip ettik, bir iki saatlik uykuyla ertesi güne başladık. Çiçekçi bile düğün olacak mı diye sormak için aradı. Şehir dışından gelecek olanlara gelmeyin dedik ki bizim taraf hep başka yerlerden gelecekti. En yakın akrabalarımızdan da arkadaşlarımdan da gelemeyenler oldu. Ama sonuç olarak iptal etmedik ve çok şükür çok da içimize sinen bir düğün yaptık.

   Şimdi burada, Maastricht şehrinde darbenin yankılarından epey uzaktayız. Benim buradaki dördüncü günüm. Evimin hanımı olarak kariyerime başladım. Dün bir poşet ıspanağın bir avuç yemeğe dönüştüğünü görüp sukutu hayale uğramış olsam da genel olarak iyi gidiyor her şey.

   Gelelim şehir hakkındaki bilgilere. Burası Hollanda'nın bir şehri. Maas adlı bir nehri barındırıyor. Evler az katlı, küçük bir şehir olduğu için her şey birbirine çok yakın. Yeşillik içinde. İnsanlar ulaşım aracı olarak çoğunlukla bisiklet kullanıyor. Genel olarak bir öğrenci şehri, bu yüzden yaz tatilinde sokaklar neredeyse bomboş. Ama okul zamanı da çok fazla kalabalık olmuyormuş. Bakın şehir meydanı bu haldeydi.


Vrijthof Meydanı
Evimizin Sokağı
Sokaklardan Biri
   Üç günde birçok iş hallettik. Pazartesi günü de inşallah oturma iznim çıkıyor. Şehri bayağı sevdim. Ama dışarı çıkmalarımız alışveriş filan için olduğundan çok fotoğraf çekemedim. Gezmeye haftaya başlayacağız inşallah.
   Dün bana bisiklet aldık, evin eksik gediklerini tamamladık, benim buraya gelişimle alakalı olarak okulda bir randevumuz vardı ona gittik. Kadınla epeyce Türkiye'deki olayları konuştuk. Bir kafede oturup kahve içtik. Burada kafe kültürü çok yaygın. İnsanlar evlerde buluşmak yerine kafelerde buluşmayı tercih ediyormuş. Şehir merkezinde yan yana masaları açık alanda olan beş on tane kafe var. 
   Dil meselesi hiç sorun olmuyor. Daha İngilizce bilmeyen kimseyle karşılaşmadım. Onların ana dili ingilizce olmadığı için konuşurken de aman yanlış cümle kurdum filan diye endişelenmiyorum. Gerçi çok da konuşmuyorum, eşim benim yerime de konuşuyor. 
Tevhid Cami bize çok yakın. Bisikletle üç dakika, hemen arka sokağımızda helal market var. Bu konuda epey şanslıyız. Yolda başörtülü insanlar görünce selamlaşıyoruz. Merhaba yalnız değilsiniz. 
   
Kiliselerden biri, ismini bilmiyorum
   Bu şehir vakti zamanında hristiyanlar için dini öneme sahip bir yermiş, o yüzden bolca kilise katedral gibi yapılar var. Ama çoğu kilise olarak kullanılmıyor. Bir kiliseyi kitapçı yapmışlar mesela. Geçen oraya gittik, ben felemenkçe iki tane çocuk kitabı aldım. İhtiyaç olmasa da bu dili öğrenmek istiyorum. 
Ve tabi ki değinmeden geçmeyeyim. Burası her türlü özgürlüklerin merkezi malum. Marijuana satan yerler filan var çok göz önünde olmasalar da evlerin arasında bile olabiliyorlar. Son olarak. Gökkuşağına el koydukları için kızgınım, sonuçta o kadar güzellikte bir ışık huzmesi neden benim olamasın değil mi. Yaya geçidi çok hoşuma gitti ve çektim. Sembolize ettiği şeylerden ayrı bir şekilde bakalım lütfeen.




0 comments:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;