7 Haziran 2016 Salı

Sahur Özel

Ne denir. Gitme kal belki. Aklım fikrim neyse zikrim de o. Bu ramazanı hayırlısıyla yaşayabilseydim. Ne üzerine yazayım. Ne diyeyim. Geç kalıyorum bunu biliyorum. Her şeyi erteliyorum bunu da biliyorum. Biraz çerçeveli konuşur musunuz sena hanım okuyucularımız anlamıyor neyden bahsettiğinizi. Canım anlayacak bir şey yok da ondan. Hep iyi niyetlidir yaa beklentisi. Ne diyorum. Gitme gel. Canın mı yandı, üflesen geçecek mi acısı. Kötürüm gibi yere yığılıp kaldın da hareketsizlik bile canını mı acıttı. Belki. Bu saatte saat kaç üç buçuk bu saatte giriş gelişme sonuçlu bir yazı mı yazmanı istiyorlar? Kim? Canım kimse kim. Bazen dertlerimize yukarıdan bakmak zorunda kaldırıldığımız olaylar oluyor. Bit eniği seninki. Şuna bak. Dert kıyaslamaysa dert kıyaslama. Olmaz sanıyordum, oluyor. Belki belli bir sınırı vardır, o sınırın aşağısında hepsi bir. 
Günlük güncellemeler yapayım. Malum burası benim bloğum, arada günlük olarak kullanıyorum bu vazifesini unutmaması için günlük sayılabilecek bir şeyler yazmaya devam etmem gerekiyor. Mutfakta neler oluyor? Bir) Mezun oldum. İki) İftardan sonra ertesi günün yemeğini yapmam gereken bir hayatım var. Üç) Arkadaşım hasta ve çok dua etmek gerekiyor. Dört) Düğün davetiyesiyle uğraşıyorum. Beş) Bitirmem gereken hikayenin hayaleti tarafından rahatsız ediliyorum. Altı) Odam kronik olarak dağınık, toplanmıyor. Yedi) Kitap okumam gerek ama başımı ancak kaşıyabiliyorum. Sekiz) Yedinci madde o kadar da doğru değil. Dokuz) Odama duvar kağıdı aldım, evi temiz bırakmak isteyen bir kiracı gibi hissediyorum. On) Yatağa kon. 

0 comments:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;