26 Ocak 2016 Salı 0 comments

Neden Hedeflerime Ulaşamıyorum Resimsiz Anlatım

  Geçen sene bilimsel buluşmalarımızın birinde birisi insanla alakalı ilginç bir şey söylemişti. Bunu araştırmadım, bana aktarıldığı ve benim hatırladığım şekliyle doğru mu bilmiyorum; ama aklıma yattı. İlerleyen zamanlarda enine konuna araştırıp yanlışım varsa usülünce tekzip yayınlarım. Hatırladığım kadarıyla şöyle, insan olarak biz nihayetinde biyolojik bir varlığız. Ve davranışlarımızın birçoğu ödül-ceza üzerinden şekilleniyor. Ödül dışarıdan verilen bir şeymiş gibi gelse de kulağa aslolan bedenin kendini ödüllendirmesi. Dopamini duymuşsunuzdur. Birçok işlevsel özelliği var, eyvallah. Amma ve lakin bu hormon aynı zamanda mutluluk veriyor (aslında direkt mutluluk vermiyor, teknik ayrıntılara çok girmeyeceğim mutlulukla ve hazla ilişkili olduğunu bilelim kâfi), hal böyleyken dopamin süper bir ödül olarak algılanıyor. Bu bağımlılıkların hepsinin dopaminle alakalı olduğu söylenir falan filan. Sigara içiyorsun - dopamin birikiyor - mutlu oluyorsun. Genel tablo kabaca bu.

  Bir hedefe ulaşıldığında, istenen bir şey yapıldığında da bu dopamin mereti salgılanıyor. Söz konusu olan yalnızca maddi hazlar değil yani. Başarmayı, dört sıfır sıfır ortalama yapmayı, sınıf birincisi olmayı bu yüzden çok seviyoruz; hemen dopaminle ödüllendiriliyoruz çünkü. Ve bu yüzden bir kere sınıf birincisi olmak yetmiyor, bir dönemlik dört ortalamaya kanmıyoruz; daha fazlasını istiyoruz, dopamin istiyoruz (yetkililere duyrulur). Diyelim ki kilo vermek istiyorsunuz. Kilo verince dopamin sırtınızı sıvazlayarak aferin koçum diyecek, iş arkadaşlarınız, akrabalarınız sizi övdükçe gelsin dopaminler. Bu arada ben bir dopamini biliyorum o yüzden her cümlede ikişer kere kullandım, tabi ki bu kadar basit değiliz işin içinde daha niceleri vardır. Vücudun kendini ödüllendirmesi diyelim. Sizler hedeflerinize ulaştıkça hem sosyal hem de biyokimyasal olarak ödüllendiriliyorsunuz. Psikobiyososyal diyorlar, havalı bir kelime di mi.

  İşte asıl tuhaf kısma geldim nihayet. Ve en şüphelendiğim kısım da burası. Yine de kendinizi tartıp biçip, etraftaki örneklere bakarak bu dediklerime katılabilirsiniz. Katılmayabilirsiniz de, elimde bir araştırma yok henüz, bunlar bana anlatılanlar (başta da belirttiğim gibi). İnsan beyninin bir falsosu mudur, bir cilvesi midir bilinmez bir şeyin beyinde temsilinin olması için dış dünyada somut olarak var olması zaruri değil. Bu ne demek. Dış gerçekliği sorgulayabiliriz evet, sonuçta her şey algılarımız kadar var ama konuyu buraya getirmeyeceğim. Fantom organı duymuşsunuzdur, fantom ismiyle olmasa da (havalı kelimeler kullanmaya devam ediyorum boşuna mı öğreniyoz), eli kesilen birinin elini hâlâ hissetmesi fantom organa örnek; hatta o elleri kaşınıyormuş, ağrıyormuş gibi hissedebiliyorlar. Gibi’yi empati yoksunluğundan kullandım, basbayağı kesilen elleri ağrıyor veya kaşınıyor; beyinde bu mümkün. Bunun yanı sıra bir şeyi başarmadan da başarmış gibi hissetmek de mümkün. Beyin gelecek zamanla geçmiş zaman kiplerinin ayırdını yapamayabiliyor. “Kilo verdim”le “Kilo vereceğim” cümleleri birbirine denk düşüyor. Ne demiştik, kilo vermek istiyordunuz, uğraşıp veriyordunuz ve hormonlar tarafından aferin alıyordunuz. Ama ben ne yaptım, her önüme gelene “kilo vereceğim, diyet yapıyorum” dedim ve ne oldu safinaz ödül sistemim kilo verdiğimi sanarak beni ödüllendirdi. Hatta arkadaşlarım da “ay ne güzel” filan dedi, övgüleri de kaptım. E ne olacak peki. Zaten ödülü almak için uğraşıyorduk daha kazanmadan ödülümüzü aldık daha da uğraşır mıyız Allahaşkına. Böyle böyle nice diyetler mundar oluyor arkadaşlar dikkatli olun. Sadece diyet konusunda olsa hava hoş, hayatımı düzene sokacağım, artık her gün otuz sayfa kitap okuyacağım, bu dönem her gün derslere gideceğim, sağlıklı besleneceğim, spor yapacağım, kendimi geliştireceğim... Bu cümleler ağzımızdan çıkar çıkmaz, bunları bir yere yazar yazmaz hepsinin büyüsünün kaçmasının nedeni bu işte. Bana diyette olduğunu söyleyen birine ilk tepkim “sus daha fazla konuşma ve bunu kimselere söyleme” oluyor. Beynimizin bize oynadığı bu hain oyunu el ele vererek durduralım arkadaşlar. Listeler yapmayın, sizi gazlamaları için hedeflerinizi etrafa yaymayın. Ha işin teselli edici tarafı liste yapmak, şu şu şu hedefim var demek başlı başına mutluluk veriyor (nedenini anlamadıysanız buraya kadar boşuna okumuşsunuz üzgünüm), aradığınız bu mutluluksa durmayın haykırın. AYA ÇIKACAĞIM! ZAMAN MAKİNESİNİ İCAT EDECEĞİM! DÜNYANIN HAKİMİ OLACAĞIM! (Üzgünüm bir iki layk için gerçek isteklerimi israf edemiyciğim)

Aslında bugün önümüzdeki günlerde hayatımı nasıl bir düzene sokmak istediğimi madde madde yazacaktım, ama kendimi durdurup yerine bunları yazdım; bazen bilmek de yetmiyor sayın okurlar 

not: anne kilo vermeye çalışmıyorum, en yaygın örnek o olduğu için kullandım

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;