26 Kasım 2015 Perşembe 0 comments

kursak

Gezi yazısı örneği arayan öğrenciler dışında bloğun trafiğinin epey düşük olmasından cesaret alarak biraz iç dökümü yapmayı düşünüyorum (yapamadı).

Yazdım yazdım sildim. Başkaları kadar kafama taş mı düşsün. Ne derler diye bir put mu vardır. Moral bozukluklarıma bahaneler mi giydirmişimdir. Allah bilir



_
  


22 Kasım 2015 Pazar 0 comments

En

Geçen yıl Ales'e internetten başvurmak için ÖSYM şifremi unuttum deyip birtakım güvenlik sorularıyla karşılaşmıştım. Bunlardan biri "En sevdiğiniz hayvan" sorusuydu. Ama o sıralarda "En sevmek" kısmında demek ki sonradan oluşan bir sıkıntım vardı. Hiçbir şeyi "en" sevmediğimi, mesela makarna hakkında hiçbir fikrim olmadığını düşünüp üzülüyordum. Rahatlıkla "mavi benim en sevdiğim renktir" diyebildikleri, "çiçeklerden en çok menekşeyi severim" deme cüretini gösterebildikleri için diğer insanlara kıskançlıkla karışık buğzediyordum. Ama gel gelelim ki karşıma çıkan soruya göre üç sene önce en sevdiğim hayvan diye bir şey vardı. Nasıl olurdu? Ve bu sorunun cevabı neydi?

Şu an üstünkörü bahsediyorum bu derdimden. Ama benim için gerçekten büyük bir sıkıntıydı ve kimliği oluşturan en önemli maddelerin yerlerinin boş olduğunu düşünüp üzülüyordum. Hiçbir renk diğerinden daha güzel olamazdı, hiçbirini en çok sevemezdim. Sevdiğim yemekler vardı evet ama hiçbirine en çok sevdiğim etiketini takamazdım. Şu anda da çok bir şey değişmiş değil. Ama böyle bir yeteneğimin olmayışını (yetenek mi acaba, orası ayrı mesele) kabullendim ve bunun kimliğimi tanımlarken olmazsa olmaz olmadığını biliyorum. "Her rengin ayrı güzelliği olduğunu düşünürüm, tüm çiçekleri severim" gibi cevaplarla dolduruyorum en'ler sorularını. Ama bu kabullenişim ÖSYM'nin "en sevdiğiniz hayvan" sorusunun cevabı olamazdı elbette. Ve söylemem gerekir, sorunun cevabını hiç de zorlanmadan buldum.

Şu an en sevdiğim hayvanın ne olduğunu biliyorum. En sevdiğim hayvanın ne olduğunu tanımladıktan sonra daha da sever oldum onları, belki tamamen böyle işliyordur sistemimiz. Ve konusu açıldı mı bir iki saniye bile duraklamadan söylerim hemen: kuş. Şu an bunları yazarken de birisi belki ona çekirdek veririm diye kolumun dibinde bekliyor, ne şirinlik ya Rab.

To conclude up deyip bitireyim. Kendilik tanımımız değişir durur ve dışarıda bizden bağımsız bir biz yoktur, ben'i ben oluştururum. Üşenmeyip oturup da en sevdiklerim diye bir liste yazacak olsam zamanla ne o listeyi yazdığımı hatırlarım ne de maddelere düşünüp taşınıp karar verdiğimi. En sevdiğim hayvan kuş çünkü çok güzel ve akıllılar, derim. En sevdiğim hayvan kuş çünkü ÖSYM şifresi için güvenlik sorumun cevabını kuş yapmıştım demem
  
13 Kasım 2015 Cuma 0 comments

Patchwork

Neyi yapabildin ki sorusunun damarlarda gezinmesi. Başarısızlıklarımı ve yarım kalanları peş peşe bitiştirsem bile bir şey çıkmıyor (halbuki parça parça kumaşlar birleşip çok güzel bir kırlent olabiliyor ya da bir yatak örtüsü). Yapamayacaksın, olmayacak, boşuna uğraşıyorsun, neden uğraşıyorsun, hayır neden uğraşır gibi yapıyorsun. Neden olmasını bu kadar umursuyorsun, hayır olmasını neden bu kadar umursuyor görünüyorsun. Esmerler arasında kumral olmak sendromu diyorum buna. Dördüncü sınıf. İlkokuldu başta, şimdi üniversite. Aynı durum. Sarışınların arasına girince esmer kalırsın. Hani nerede nehir, ne oldu yansımana? Birileri tükürüp suyu bulandırdı. Birileri mi, sen mi? Gururumuz olun filan diyen var, gurur ne arar la bazarda. Bir şey olacağı yok. Sloganlar atıp, on saniye içinde geri kaçıyoruz. İlahi biz. 
12 Kasım 2015 Perşembe 0 comments

ÜN

Bazı günler hiç iz bırakmadan geçiyor. O günü yaşadığıma dair bir kanıt olmadan. Tek kelime laf etmemişim mesela, bir kağıda bir çizik atmamışım. Akbil bile basmamışım. 
Tanıması kolay bir insan olmamaktı amacım. Bunu dengesiz davranmakla kotarmak istemiyordum, olacaksa zekamla düşüncelerimle olsundu. Gözlerine baktığında şu an aklından kim bilir neler geçiyor diye meraka gark eden insanlardan olsam fena mı olurdu. Hayır, ama'lı bir cümle kurup cümlemin devamını getirmeyeceğim; tahmin edilebilir olmak istemediğim için böyle bir şey yapmayacağımı zaten tahmin edebilirdiniz. 
Şah ve mat. 


Satrancı da beceremiyorum. 


Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;