20 Temmuz 2014 Pazar 0 comments

Darina

 Pembe bir beresi var. Üstünde iki küçük kulakçık. Beresini taktığında, ki sadece banyoya girerken çıkartır, boynunu ancak kapatan kızıl saçlarının üstünde iki pembe küçük ayı kulağı varmış gibi görünür. Kimbilir kaç yaşına kadar takılabilir böylesi bir şapka. Babasının ona dokuzuncu yaş günü hediyesiymiş, üstelik aldığı son hediyeymiş. Kızının doğum gününü kutladıktan birkaç ay sonra çekip gitmiş uzaklara. "Ne kadar uzaklara" sorusu annesi tarafından yanıtlanmamış. O da sormaktan vazgeçmiş. O böyle sanıyor. Ben doğrusunu biliyorum. Yirmili yaşlarını ustaca saklamaya yarıyor çocuksuluğu. Görseniz on altı on yedi dersiniz. Ayrı eve çıktı daha yeni. Kütüphanede yarı zamanlı bir işe girdi. Yetişkinlerin dünyasına dahil oluyor kendi eliyle, başındakiyle de çocukların dünyasına tutunmaya çalışıyor. Çoğumuz gibi.

 Darina güneş daha yeni doğarken uyandı. Yatağını toplamadı. Uyandığı gibi kahvaltı yaptı. Reçelli ekmek. Tabağını yıkamadı, oturma odasındaki orta sehpasının üstüne koydu. İkinci el bilgisayarının başına geçti ve saatlerce yazdı, yazdı, yazdı. En büyük hayali yazar olmaktı. Dünyada biraz azim ve sebatla ulaşılmayacak hedef yoktu ya sabahları işe gidene kadar yazsa yazsa yazsa, işte -zaten kütüphanede çalışıyordu- okusa okusa okusa gerekli el alışkanlığını ve yazma becerisini kazanırdı. Bu uzun yolda göz kenarları kırışmaya yüz tutardı belki, belki hayatının aşkıyla hiç karşılaşmaz, belki hiç anne olmazdı. Bunların hiçbirini umursuyor gibi de değildi gerçi. Yarı zamanlı çalıştığı işinde kısa sürede maaşı yükselmiş, yerel gazetede bir köşe yazarlığı kapmıştı. Bir oda bir salon evinde mutfaktan salona, salondan yatak odasına mekik dokuyor, bulaşık yıkıyor, yemek yapıyor, lavabo ovalıyor, yazı yazıyor ve uyuyordu. Haftasonları şehir parkına gidip her haftasonu şehir parkına giden arkadaşlarıyla görüşüyordu. Havadan sudan sohbetler. Biraz dedikodu. Piknik masalarına iştirak. Bu sıcak havalara rağmen başındaki bereyi neden çıkartmadığını tüm arkadaşları merak ediyordu ama hiçbiri ona bunun nedenini soracak kadar cesur değildi. Darina. Çocuk kadın. Dik duruşlu, vakur edalı, dediğim dedik, ve hırslı. Darina, çocuk ruhlu, heyecanlı, meraklı ve inatçı.

 Aynaya bakıyor Darina. Beresini çıkartıp izliyor saçlarının kıvrımlarını. Kendini böyle görmeye hiç alışkın değil. Bereyi başına geri geçirip yorganın altına giriyor. Yatar yatmaz uyuyor, gün içinde kendiyle yeteri kadar başbaşa kalan insanlar gibi. Uykusunda bir sağa, bir sola dönüyor. Saatin akrebi ve yelkovanı üç kat hızlanıyor. Çabucak tükeniveriyor gece. Darina güneş doğarken uyanıyor. Yatağını o gün de toplamıyor.

 Hayatının tüm rutinliğini alt üst eden bir şeyler olacak bugün. Öğlen bozulmuş bir tabak salçalı makarna yiyecek ve akşama kadar kusacak, kusacak, kusacak. İşe gidemeyecek, köşesini yetiştiremeyecek. Belki ilk defa isyan edecek. Kollarını gökyüzüne kaldırıp neden ben diyecek, ben ise isyan ederken kullandığı kelimelerin anlamlarını bilmeyeceğim. Ve onu yatağına yatıracağım. Çünkü onun dinlenmesi gerektiğini biliyor olacağım. O ise bilinci yarı açık, yarı kapalı kapatacak gözlerini. Onu izlediğimden, parmağımın ucuyla oynattığımdan habersiz.

 Hayatının rutini bir mide bozulmasıyla bozulduktan ertesi gün sonra köşesini de işi de bıraktı Darina. Her nasılsa istediği her şeyi almaya fazla fazla yetecek kadar para biriktirmişti. Daha büyük ve daha lüks bir eve taşındı. Komşuları ellerinde yemek tabaklarıyla, kafalarında soru işaretleriyle hoş geldine geldi. Köşe bucak gezdiler mini malikaneyi. Darina'ya hayırlı olsun temennilerini ilettiler. Biraz da kıskançlıktan çatır çatır çatladılar. Şehir parkı dedikodularında konuşmak üzere her biri ayrı bir senaryo yazmaya orada başladı. Darina'nın babası milyarder bir iş adamıymış ölünce tüm mirası kızına kalmış. Darina bahçesinde gömülü bir sandık altın bulmuş. Darina şehir bankası soyguncularıyla ortaklık kurmuş. Darina bu kadar parayı kumarda kazanmış. Darina'nın beresini senaryolarına harç yapanlar da oldu. Berenin altında elmas saklıyormuş, satmak için en uygun zamanı beklemiş. Daha sonra tüm bu hikayeler karışıp yumak oldu hiçbiri meselenin altından çıkamadı.

 Darina evle birlikte bilgisayarını da yenilemiş, vakit kaybetmeden ne zamandır kafasında kurup durduğu romanı yazmaya başlamıştı. Aşk, nefret ve intikam üçgeninde yoğrulmuş çarpıcı bir roman olacaktı. Canı sıkıldıkça romana ara verdi ve oyun oynadı. Acıktıkça yemek yedi ve kokuştukça yıkandı. Arkadaşlarıyla yalnızca internet üzerinden konuştu, faturalarını otomatik ödemeyle ödedi. Kapısının önünde gazetelerden bir yığın oluşunca gazeteci, kapıya gazete bırakmamaya başladı. Böyle böyle Darina uzunca bir süre boyunca yazdı. Romanını nihayet bitirdiğindeyse kendinden emin bir duruşla basılması için yayınevlerine gönderdi. Ama onca emeğe rağmen doğru düzgün hiçbir yayınevi eserini basılmaya uygun görmedi, Darina diretti ve ucuz bir telif ücret karşılığı ucuz bir yayınevinde romanını bastırdı. Hem kitabını hem de geçmiş doğum gününü kutlamak için evinde aşçı bile tuttuğu büyük bir eğlence düzenledi. Yirmi yedinci yaş gününde bile babasının verdiğini sandığı bereyi takıyordu.

 Darina hiçbir zaman başarılı bir yazar olamayacak, yirmi sekiz yaşına hiç giremeyecek. İnkar edecek değilim hedefine ulaşabilir, tanınmış bir yazar olabilirdi. Hatta yüzünde tek kırışıklık belirmeden yetmiş yaşına gelebilir, torun sevebilirdi. Ben de sevmiştim Darina'yı. Ona o bereyi alan bendim. Beresini çıkartmamasını ben istemiştim, varsın o babasının hediye ettiğini sansın. Varsın bir babası olduğunu sansın. Bilgisayarım bozulmasa daha da oynardım, onun için koyduğum ünlü bir yazar olma hedefine ulaşıp puan kazanırdım ama o artık birler ve sıfırlardan kurtarabildiklerim arasında değil malesef. Pembe berenle huzur içinde uyu Darina.



Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;