14 Mart 2014 Cuma 0 comments

Başlık

  Sessiz konuşalım. Kafasını yatırdığı yerden kaldırır da gözlerini açmadan bağırmaya başlar. Aman gözünü seveyim sesini yükseltme. Ona dik dik de bakma, gözlerini açmaz ama görür seni. Görür de affedilemezler hanesine adını geçiriverir. Bir salıncakta sallanıyorsun. Boşluğa sarkıtmışlar seni baş aşağı, zemin olsaydı saçların yere değerdi. İnsanlar çift yaratılmış, belki üçer beşer hatta. Başımızı üçerli beşerli ağrıtsınlar diye herhal. Kahve iyi gelmiyor. Kahve iyi gelmiyor. Kahve gelmiyor. Tüm vücudumla beraber kusasım geliyor. Gözlerimle burnumla parmak uçlarımla... Güzelleşmek için iki kapak arasında yaprakları olan bir şey var masamda. Tek başına güzelleştirmiyor, sabahtan beri bekliyorum. Kendimi rahatlatıyorum başka bahaneler bularak. Zeki de değilim neden bu hayranlık. Sesim güneşlenen bir mandanınki gibi. Tırnaklarım yamuk yumuk. Bir şeyi alırken hepsi dahil alıyoruz, kitapla sivrisinek öldürürsen birkaç sene sonra silmek için ıslak mendile ihtiyaç duyarsın. Rahatsız edici bir cümle oldu. Engelli koşunun engelleri gibi hissettiriyor. Mutluyum ve biraz önce cümlenin başından çok'u sildim. Kötü günlere hazır olalım mı. Ben Yeni Zellanda'ya kaçma hayalleri kurmaya hazırım. Annem ömrü boyunca Avusturalya'ya gitmek istemiş. Hakkari'ye de gidermiş olsaymış. Neyse ki olmamış, kimliğimde Hakkari yazmasını istemezdim, bir gölü bile yok. 
  Uzaktan laylaylom görünen hayatlara şahit olunca -mesela duvar arkasından- çok garip şeyler olduğunu öğreniyorum. Sizinle dedikodu yapacak değilim ama şu şey var ya hani... Çok aptal diyor. Mankafa filan. Tanımam etmem kime dediğini de bilmiyorum. Bana deseydi telefonu bir yere koyardım ve kendime kahve yapmaya giderdim. Sövsün dursun.
  Kitaplarımın sayısı arttı. Ve bunu parayla sağladım okumadıkça bir numarası yok. Ne iyiyim ne kötüyüm, ortalama bir insan olabilmek için tüm ayrıntılarım kusursuz. Ranjı genişletmiyorum, dağılımı bozmuyorum. Konuşmaya tenezzül etmesem var olduğumu fark etmezdiniz hadi itiraf edin.
3 Mart 2014 Pazartesi 0 comments

Ceza

 Köhne binadan çığlık sesleri geliyor. Devasa parçalar dökülüyor etrafa, her biri birer ateş topu. İtfaiyenin kulak tırmalayan sirenleri duyuluyor. Cehennem de buna benzer bir şey olsa gerek.
Ben herkes gibi değilim. Burası adi herifler dünyası. Belki bu dünyadan bile değilimdir. İnsanların kendileri için yapmayacakları şey yok. Kimseye güvenmeyeceksin. Beş kuruş için ruhlarını satanlar seni de satar. Halbuki bu yeryüzünde temiz kalmış belki de tek insan benim. Bir keresinde ben on bir yaşındayken ufak bir çocuğu döven iri yarı on sekizliği devirmiştim. Ulan kalıbından da mı utanmaz? Çocuklar beni o günden sonra çok sevdi, abi abi diyerek peşimde kuyruk oluştururlar bana sürekli ufak tefek hediyeler verirlerdi. Sakız, futbolcu kartları, ceplerinde kalan bozukluklar... Oğlum yapmayın şöyle derdim yok illa kabul et. Hediyesini aldığım veletler mahallede gururla yürürdü. Dava adamı olmak o kadar da kolay değil. Haksızlıklara asla mahal vermedim bu sebeple babamdan ve öğretmenlerimden çok dayak yedim, birkaç gece kundakçılıktan gözaltında yattım. Değer mi? Mertlik, doğruluk ve hak için değer. Canıma mal olsa da, dünyayı tüm pisliklerden kurtaracağımı biliyorum.

Arada normal insanlar gibi onla bunla takılıyorum. Kurtarıcıları olduğumu herkesin bilmesine gerek yok. Mahallede eski bir depo vardı, kalasları üstüste çakmışlar sanki, öyle çirkin. Ama içi iki kale sığacak kadar geniş ve dışarıya göre nispeten serin olduğu için burada takılırdık. Maç yaptık geçen arkadaşlarla. Karşı takımdakilerin hiçbiri beş para etmez. Bizim takımı da ben idare ediyorum zor bela. Millet işin dalgasında. Mertlik yok oldukça ciddiyet de yok oluyor, halbuki herkes her işte elinden gelenin en iyisini yapmalı. Anlatabilir miyim hiç bizim moronlara? Karı gibi kakara kikiri. Arada kavga çıkmıyor da değil. Onu da beceremiyorlar. Anca omuzlar itilsin karınlara diz geçirilsin. Hakem olacak herifçioğlu bizim takımın iki golünü vermedi, olmayan direği bahane etti. Direk olsaymış oraya çarpmış olurmuş falan. Ulan direk mirek yok. Laf. Karşı takımda dostları var aklınca adam kayırıyor. Bizim takımdan da bir tane Allah’ın kulu yok hakkını arayan. Olsun hadi devam edelim filan diyorlar. Kafam attı tabi. Bizimkilere de sinirlendim. Bağıra çağıra çıktım binadan. Çıktıktan bir süre sonra ilahi adalet olsa gerek bizim eski binanın dibine park edilmiş üç beş araba alev almaya başladı. İşte fenalık yapanların ve buna göz yumanların hak ettikleri son, bundan başkası değil. Birkaç patlama sesi duydum. Bizimkilerin çığlıkları alevleri görenlerin çığlıklarına karıştı. Mahalleli itfaiye çağırdı. O kargaşa, o karmaşa... Cehennemde nasıl ceza çekilecekse burası da aynıydı.
---------------
Bu öyküyü dallanıp budaklandırarak uzatma niyetim var. Bu burada dursun.

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;