29 Ağustos 2013 Perşembe 0 comments

Bitmeyen Tatil

 İnternet yok ve bulaşık makinası, bunların dışında şehir ekipmanının aynısı köyde de var. Şehirde olmayanlar ve köyde olanlarsa at, fındık bahçesi, harman, dere, kantar böceği ve eşek arısı kovanı. Aklıma gelenler şimdilik böyle, hatırladıkça eklemeyeceğim.


 Babaannemlerin evi üç katlı, biz orta katta kalıyoruz. Önceden üst kat yoktu, hey gidi günler. Orta katın kullanılmayan mutfağına el koydum. Bir duvarda tezgah öbür duvarda divanım var.  Böcekler bu odada cirit attığı için çocuklar kapıdan içeri girmeye korkuyor bu da bana özel hayat mahremiyeti lüksü veriyor. Gece gizlice film izleyebiliyorum (bir daha yapmamalıyım, sabah uyanamıyorum)
 Geceleri seviyorum. Bir odada klimayı altı saat 18 derecede açık bırakırsak buranın gecesinin serinliğine ulaşır. Üşüyüp de yorgana büzüştüdükçe zihnimle sırıtıyorum. Yaz günü üşüyebiliyorum, Allah'ım! Lükse bakar mısınız?

 Misafirimiz eksik kalmıyor. Bulaşık makinamız yok, sarmalarımız var, revanimiz ve baklavamız var. Gözleme ve çörek çabuk bittiğinden bu ikisi için geniş zamanı kastedecek "var" yerine "vardı" demem lazım. Çöreği babaannem benim için yapmış çünkü geçen sene tam bir oburdum ve günde altı öğün çörek yiyordum. Bu sene aynı performansa ulaşamadım babaannem de hayal kırıklığına uğradı.

 Yaş olarak arafta olduğumu hissediyorum. Kuzenlerle süngerbob seyrettikten sonra teyzelerle sohbet ediyorum, arada çay bile içiyorum. Ve bulaşık yıkıyorum (babaannemi bulaşık makinası almaya ikna edemediğimiz bir yaz daha)
 Terliğimin içine sinsice konuşlanmış bir eşek arısı ayağımı soktu. Ayağım bir gün boyunca sızladı ve üç gün boyunca kaşındı. Sıfır sivrisinek olmasına binaen ilahi adaletin tecellisi maksatlı bir nazar boncuğu olmalı.



 Harmanda fındık ayıkladık, geçen senelerden alışık olduğumuz bu iş ilk defa bu sene çabucak bitti. Fındığın randımanı bu sene çok yüksek. Randıman da ne? diyen herkese benden birer google. Bakmaya üşenenler için açıklama: iyi bir şey. "Şu fındıkla severek uğraşan tek Allah'ın kulu tanımıyorum." Komşumuz Mıstik Emmi. Alın size tüm fındıkçıların özeti.

 Annemin memleketi Perşembe'ye namı diğer Vona'ya gittik ve her sene olduğu gibi yüzdük.
 Yaşlılar memleketi haline gelmiş karadenizde her camiden her gün birer ikişer cenaze kalkıyor. Büyükbabaanne selanın birini yanlış duymuş ve saatlerce aslında ölmemiş biri için yas tuttu, konuşmayı da pek seven babaannemiz ölen merhumenin ne kadar genç olduğunu ağıt yakar tarzda farklı zamanlarda olmak üzere beş kere anlattı. Sonradan anlaşıldı işin aslı ama ertesi gün büyükbabaannenin oğlu vefat etti. Kime niyet kime kısmet. Uzun ömür için yapılan dualara amin diyememediğim için ölümden kötü bir şeymiş gibi bahsetmek istemiyorum. (Konuyla pek alakalı olmadığı ama biraz da alakalı olduğu için parantez açtım. İntihar eğilimi psikolojik rahatsızlığın sonucu olarak görülüyor ya da buna rahatsızlığın olduğuna dair bir delil gözüyle bakılıyor. Aksine dünyaya kazık çakmaya çalışmak psikolojik bir rahatsızlığa işaret ediyor olabilir bana kalırsa)



 Şu üst paragrafları yazalı baya haftalar geçmiş. İstanbul'a dönünce her sosyal mecrada bas bas duyurduğum gibi uluslararası kız izci kampına lider yardımcısı olarak katıldım. (Lider yardımcısı olduğumu eve dönüp de kahverengi fuları kimlerin taktığını araştırdığımda öğrendim) Pratikte yardımcı filan değil direkt liderdik. Kulübümüzün kız kısmı pek yeni olduğu için en kıdemliler bizdik. Hal böyle olunca şunu yap şunu yapma diyenimiz olmadı, bu bir yandan iyi oldu ama bir yandan da cuplamasına denize atılmak gibiydi. İlk birkaç gün ölesiye yorulduk, sonra taşlar yerine oturdu, yemek duasını ezberleyebildik, çocuklar bize alıştı, rahatladık. Değişik bir haftaydı.


 Daha da anlatacak bir şeyim kalmadı dostlar. Kalın salıncakla.

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;