28 Mayıs 2013 Salı 0 comments

Inci the Girl

"Burası bu kadar oyalanmaya değer mi bilmiyorum." dedi çikolatalı sütün pipetini sigara içiyormuş gibi iki parmağının arasında tutarken. "İnsanlar havada kürek çekmeye çalışıyor." Pipeti sehpaya bırakıp inci kolyesini parmaklarına doladı bu sefer, bacak bacak üstüne atmıştı. Karşısında karanlık bir ayna vardı ya da kapalı bir televizyon. Ekranda yansımasını görüyordu, sağ bacağını hafif oynattı, inci kolyeyi parçalamak istedi ve kolyenin ipini koparttığı gibi boncuklar yerlere saçıldı. Boncukları toplamak için yere eğildi ve incileri teker teker avcunun içine aldı. Kendi kendine konuştuklarının farkındaydı, bence öyleydi ama ona sorsanız "Ha ne olmuş, ne demişim?" filan derdi. "Lak lak yapmayı keser misin? Bir şey yapıyorum şurada!" Kaşlarını çattı, sinirli olduğunu böylece anlayabiliyoruz. Ani bir kararla incileri avuçla ağzına attı. Ben bu yaptığını normal buluyorum, hikayesini devam ettirmek için her şeyi yapar. "Herkes hikayesini devam ettirmek için her şeyi yapar, aptal olma."
İnciyle başladık, kızımızın adı İnci olsun madem. Gerçek adını versem sinirden kudurur. İşin aslı pek bir kaprisli ve şımarıktır. Kendine tahammül edebiliyor oluşu bir mucize!
Salyasıyla ıslattığı incileri ağzından çıkardı ve tekrar kapalı televizyonun karşısına oturup kendini seyretmeye daldı. Bir süre sonra buzdolabından yeni bir çikolatalı süt almaya gitti. "Yaşamaya çalışmak çok garip değil mi? Suya düşüyorsun, birkaç nefes daha fazla alabilmek için kendini yırtıyorsun. Halbuki çıktığın zaman hiçbir şey istediğin gibi olmayacak, hoş ne
istediğini de bilmiyorsun. Belki bundan dolayı mutsuzsun. Test skalasında bir gün "kesinlikle katılıyorum"u işaretliyorsun diğer gün "kesinlikle katılmıyorum"u. İtiraf et, kendini tanımıyorsun. Çünkü varlığın tanınmaya değecek kadar bile değerli değil. Uğraşmaya değmez, anlıyor musun? Sen bile kendinle uğraşmak istemiyorsun."
Tüm bunları yüksek sesle mi söylüyordu, içinden mi düşünüyordu kimbilir. Sütünü içiyordu, bacak bacak üstüne atıyordu, incilerini sayıyordu. Annesinin rujunu sürmüş, babasının filmlerini izlemişti. Bacak kadar çocuğun ezberlediği repliklere bakın!

SON

İsteyene devam:
"Ben çocuk değilim, bunu iyi biliyorsun." dedi İnci. "Her haltı çocukluğa bağlayıp işin içinden kendini çıkart, oh!" Bu hikayenin bana dönmesi isteyeceğim en son şeydi ve inadıma hiçbir şey yapmayan İnci'yi anlatmaya inadına devam edecektim. Ayakkabı numarası otuz beş gibi duruyordu, elinin parmakları kısa ve inceydi. Baş parmağı geriye doğru bükülebilen eksik kemikli parmaklardandı. (Ki bu ayrıntı midemi kaldırıyor.) Gözlerinin rengini anlatmayı unutmam için gözlerini sıkı sıkı yummuştu, ama bir gözlemci olarak gözlerinin rengini zaten biliyordum. Ortası kahverengi ve etrafı bal köpüğü, araya kaçak yeşillerin girdiği sarımtırak elaydı ya da elamtırak sarı. Dudaklarını annesinin kırmızı rujuyla, hakkını vermek gerekir oldukça düzgün boyamıştı. Anlattıklarımdan sıkılınca tuvalete gitti. Saatlerdir orada. İntihar etmiş olmasından korkuyorum. Zaten mütemadiyen korkarım. Aman, hikaye bana dönmesin. İnci ana karakterimiz, bense gözlemciyim.
SON

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 
;